🔶 İran’da kredi (kredi/borç) alım-satımında canlanma; eşyanın itibar hakkı alıma konu olduğunda
🔻 امید برین’den bir rapor
Karajlı 30 yaşındaki Merteza, küçük kafesini kurmak istediğinde, sermayesi ve tanıdığı olmayan insanların karşısında bankacılık sisteminin kapılarının çok erken kapandığını çok geçmeden fark etti. Mecburen kara borsa ilanlarına yöneldi ve bir milyar tümânlık bir kredi için, 300 milyon تومان karşılığında bir “hak/limit” satın aldı. Ancak asıl sorun başka yerdeydi: kefil bulmak.
Yakın çevresindeki hiç kimse kefillik yükümlülüğünü üstlenmediğinde, Merteza’nın yolu mahkeme karşısındaki aracılar pazarına düştü; burada kefil de teminat da, kredi gibi, canlı pazarlık konusu edilip satılıyor. Şöyle diyor: «100 milyon تومان nakit alan bir kefil buldum ve dairemi gösteren tapu senedimi de rehin aldı. Ama sonradan tapumu, tutuklusunu izin/izinli çıkarmak için başka birine kiraya verdiğini öğrendim. Bu kredi bütün hayatımı mahvetti; yeniden sıfır noktasına dönmem yıllarımı aldı.»
Merteza’nın hikâyesi, gayriresmî itibar/kre-distribüsyon piyasasının tuzağına düşen binlerce vatandaşın öyküsüdür. Her ne kadar Merkez Bankası, denetim genelgelerine dayanarak kredi alım-satımını yasa dışı sayıyor ve kimlik belgelerinin dolandırıcılık ve kötüye kullanımına karşı durmadan uyarıda bulunuyorsa da, sokak seviyesindeki gerçeklik başka bir şey söylüyor; kâğıt üzerindeki talimatlar, nakit bulmak için her kapıyı çalan bir toplumun çaresizliğine hiçbir zaman üstün gelemiyor.
Yorumlar
En iyi yorumlar