⏺ Hazar Denizi Sözleşmesi’nin hikâye özeti:
1991’den ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasından önce Hazar Denizi kıyılarında yalnızca İran ve Sovyetler Birliği vardı. 1921 ve 1940 yıllarındaki iki temel antlaşma daha çok deniz taşımacılığında eşitliğe ve denizin kullanımına odaklanıyordu ve aslında deniz tabanının veya kaynakların yüzdeye dayalı olarak nasıl paylaştırılacağı tartışmasına hiç girmiyordu. Bu nedenle Hazar, fiilen “müşterek” bir nitelik taşıyordu; İran için örneğin yüzde 50 gibi belirli bir payın kayıt altına alındığı bir durum söz konusu değildi.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra dört yeni ülke (Rusya, Kazakistan, Türkmenistan ve Azerbaycan) kıyıdaş ülkeler grubuna eklendi. Bundan sonra Hazar’ın paylaşımı konusu ciddileşti.
Kuzey ülkeleri (Rusya, Kazakistan ve Azerbaycan) deniz tabanı sınırlarını “eşit uzaklık hattı” yöntemine dayanarak belirlemeye başladı. Bu yöntem, yaklaşık olarak İran’ın Hazar deniz tabanındaki payını yüzde 11 ila 13 civarıyla sınırlandırıyor.
Bunun ardından Hassan Ruhani, İran takviminin 97. yılında Kazakistan’da bu sözleşmeyi imzaladı.
Şimdi ise sözleşmeyi imzalayan tüm ülkeler, sözleşmeyi parlamento onayına çıkardı ve İslam Cumhuriyeti de bu konunun onaylanmasını istiyor.


Yorumlar
En iyi yorumlar