Siz, Hâveran’da tanınmayan taşların üzerine çiçek bıraktınız; “Kasım”da hayatını kaybedenlerin fotoğraflarını elinizde tuttunuz, 752 seferinin yasını bir hukuk dosyasına dönüştürdünüz, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” mezarlarındaki gençlerin şehitleri için saf tuttunuz ve ardından Diy ayından sonra yas dansıyla bunu kutladınız; şimdi de diyelim ki elinize bir davetiye ulaşmış:

i̇leride İran’da kurulmuş bir mahkeme var ve sanıklardan biri, tam da aynı baskı mekanizmasının içinden karşınıza oturmuş; bu kez ise bir avukatı var, savunma hakkı var, tanıklar dinleniyor ve savcının iddialarını kanıtlaması gerekiyor. Girer misiniz?

“Mahkeme Tarihi”, Cəmşid Bərzgər’in yaptığı bir film ve seyirciyi tam da bu konuma götürüyor. Filmin sorusu sadece şu değil: Kimi yargılamak gerekir; daha zor soru ise şu: İran’da İslam Cumhuriyeti sonrasında yargılama nasıl yapılmalı?

Film, İslam Cumhuriyeti’nde baskının büyük bir bölümünü tek bir dosyada sıkıştırıyor: 1980’lerde siyasi tutukluların idamı ve katliamından, zincirleme cinayetler, işkence ve kaybettirmelere; 88’deki ve 98 Kasım’ındaki protestoların bastırılmasına; “Kadın, Yaşam, Özgürlük”ün protestocularına yönelik şiddete ve bugün de devam eden bastırmalara kadar.

Metnin tamamını Iran International sitesinde okuyun.