Savaş, anlaşma mı yoksa çıkmazın sürmesi mi? İran ve ABD’nin önündeki senaryolar
🔸İki ay önce İran ve ABD cumhurbaşkanları Masud Pezeşkiyan ile Donald Trump’ın, 40 günlük savaşı sona erdireceği umuduyla bir mutabakat metni imzaladığı konuşulmuştu. Her iki ülke için de İran’ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması ve daha kalıcı bir anlaşmaya varılması konusunda görüşmeler yapmak üzere 60 gün süre tanınmıştı.
🔸Şimdi bu süre doldu; herhangi bir anlaşma sağlanmadı. Ateşkes de fiilen ortadan kalkmış durumda; İran’ın deniz ablukası sürüyor ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim hâlâ devam ediyor.
🔸Bu askıda kalma, birçok İranlı için geleceğe dair belirsizliği, güvensizliği daha da artırırken, “Nihayet ne olacak; savaş mı anlaşma mı?” sorusunu da daha belirgin hale getirdi.
🔸Uluslararası Kriz Grubu’nda İran projesi yöneticisi Ali Vaa’z, mevcut koşulları Tahran ile Washington arasında “irade savaşlarının” yeni bir aşaması olarak nitelendiriyor.
🔸Vaa’z, Radio Farda’ya şunları söylüyor: “Hem İran hem de Amerika Birleşik Devletleri, zamanın kendi lehlerine işlediğini düşünüyor; ekonomik baskı da karşı tarafın tutumunu yumuşatacak. Bu yüzden her iki taraf da, karşı tarafa baskı uygulandığında bunun kendi arzuladıkları sonuca yol açmasını bekliyor.”
🔸Ancak bu hesap İran ve Washington’da farklı bir biçimde şekilleniyor. Beyaz Saray’ın, deniz ablukasının sürmesi ve ekonomik baskının, İslam Cumhuriyeti’ni özellikle Hürmüz Boğazı’na ilişkin konularda ve iki tarafın önceki mutabakata ilişkin üstünde uzlaşmazlık yaşadığı taahhütlerin sıralamasında, tutumunun bir kısmından geri adım atmaya zorlayacağı yönünde umutlu olduğu görülüyor.
🔸Tahran’da ise yetkililer; enerji maliyetlerinin artması, petrol piyasasında aksama ve ABD’de ara seçimlere yaklaşılmasının, ABD’ye daha fazla baskı uygulayacağını, bunun da sonuçta Trump’ı tutumlarının bir bölümünden geri adım atmaya ikna edeceğini umuyor.
🔸Bu raporun tamamını Radio Farda’nın internet sitesinde okuyun.



Yorumlar
En iyi yorumlar