🔶 Protesto alanında infazlar; güç gösterisi mi yoksa korku gösterisi mi?

🔻 Atife Chaharmahaliyan’dan bir rapor

Son aylarda infazların “tsunami” hızında artması, İran’ın hâlâ savaşın sonuçları, enflasyon, ulusal para biriminin değer kaybı, enerji krizi ve artan toplumsal hoşnutsuzlukla karşı karşıya olduğu bir koşulda yaşanıyor. Bu ortamda, iki gencin protesto alanında aleni infaz edilmesi, “Aliikhani Meydanı” olarak bilinen dosyanın infaz aşamalarının ikinci etabını oluşturdu. Herana’nın raporuna göre, bu dosyayla ilgili 59 gözaltılı arasından 14 kişi idam cezasına çarptırılmış.

Fransa’daki Lorraine Üniversitesi’nde sosyolog ve öğretim üyesi olan Saeed Peyvandi, bu idam hükmünün aleni olarak infaz edilmesini “İran toplumunun mevcut durumundan bağımsız” şekilde anlamanın mümkün olmadığını söylüyor. Deutsche Welle Farsça’ya yaptığı açıklamada, eski hükümet danışmanı Ali Rabiei’nin yayımlanan anket sonuçlarına işaret eden Peyvandi, insanların hükümete karşı duyduğu yaygın hoşnutsuzluk ve öfkeyi gösteren bu veriler ışığında, cezalara—özellikle aleni infaza—yönelik ağırlaştırmanın olası protestoları caydırma amacıyla yapıldığını belirtiyor.

Avukat ve yazar Mehrangiz Kar da Deutsche Welle’ye şunları söylüyor: “İslami Ceza Kanunu, idam cezasının aleni infazının uygulanmasına dair açık bir hüküm içermiyor; bunun uygulanması iç genelgeye ve yargı erkinin başkanının onayına dayanıyor. Eğer yıldırma politikasının uygulanması bunu gerektirirse, yargı erkinin başkanlığı izin verir ve ‘halka açık’ şekilde infaz gerçekleştirilir.”