Gaziye yönelik geniş çaplı protestelerin üzerinden dört yıl geçmesinin ardından, Erşad devriyesi (görgü) olayının ardından Tahran, emsalsiz sayılabilecek bir etkinliğe tanıklık etti. Yüzlerce kadın ve erkeğin katıldığı bir maraton düzenlendi; katılımcıların çoğu, zorunlu örtünmeyi (başörtüsü) sorguluyordu. Üstelik hükümetin, başka bir şehir noktasında “İran’ın canı fedakârları” adlı bir tatbikat için destekçilerini sokaklara çağırdığı günün aynısında.
Şimdi konu tartışmalı hale geldi. Yargı, bu yarışmanın failleri ve düzenlenmesinde rol alanlara karşı suç duyurusunda bulundu. Tahran Dinler Akademisi (hükmiye), maratonun düzenleyicilerine karşı adli ve caydırıcı bir müdahale talep etti.
İçişleri Bakanlığı sözcüsü, bu iki olayın aynı zamana denk gelmesini “yanlış” olarak nitelendirdi ve Tahran eyaletinin spor ve gençlik genel müdürü de, Velâyet Parkı’nda düzenlenen iki maratona ilişkin konunun bir “zarar/hasar değerlendirme” toplantısının, sürmekte olan sorumlularla birlikte yapılmakta olduğunu söyledi.
Hükümet toplumsal özgürlükler alanında ne yapıyor? Yönetimin planı yanlış olduğunda “hoşgörü” anlayışı bir yanılgı mıydı?
Farin Asseymi’den bir rapor izleyelim:


Yorumlar
En iyi yorumlar