🔶 Meclis’te Hazar Sözleşmesi’nin İncelenmesi; Hazar Denizi kime ait?
🔻 Amir Sultanizade’nin raporu
İran’ın İslam Cumhuriyeti Meclisi’nde Hazar Denizi’nin hukuki statüsüne ilişkin Sözleşme’ye katılım tasarısının görüşülmesi ve tek derecelik (bir acil) gündeme alınmasının onaylanmasıyla birlikte bu belgenin mahiyeti, hukuki sonuçları ve İran’ın bu denizdeki tarihî haklarıyla ilişkisi hakkında pek çok soru gündeme gelmiştir.
Hazar Denizi’nde İran’ın payının ne olduğu meselesi tartışmalı bir konudur. Şeffaflık eksikliği, milliyetçi duygulardan kaynaklanabilecek tepkiler yönündeki endişe ve kamuoyunun konudan yeterince haberdar olmaması, bu meselenin hukuki bir soru olmaktan ziyade duygusal bir meseleye dönüşmesine yol açmıştır. Bazen İran’ın Hazar’daki payının yüzde 50 olduğu ve bunun kaybedildiği söylenir. Bazen de yüzde 20’lik bir paydan söz edilir; yani beş kıyı devletinin bu su alanını aralarında eşit şekilde paylaşması gerektiği anlamına gelir.
Ancak gerçek şu ki, Hazar’la ilgili hukuki ve coğrafi soru bu sayılarla açıklanamaz. Hazar Denizi ne uluslararası sular gibi serbest bir denizdir, ne de birkaç ülke arasında kolayca paylaştırılabilecek sadece bir göldür. Durumu karmaşıktır; egemenlik hakkı, denizcilik, balıkçılık, güvenlik, deniz yatağı, yeraltı kaynakları ile ikili veya çok taraflı anlaşmaların bir bileşimidir.
İran, Rusya, Azerbaycan Cumhuriyeti, Kazakistan ve Türkmenistan Hazar Denizi’nin beş kıyı ülkesidir. Bu ülkelerin her biri coğrafya, güvenlik, ekonomi ve enerji açısından Hazar’a farklı biçimde yaklaşmaktadır. Bu nedenle Hazar’ın mülkiyetiyle ilgili sorunun yalnızca tarihî ya da duygusal bir tartışma olmadığı; bunun bir hukukî, siyasî, güvenlik ve ekonomik dosya olduğu ortaya çıkmaktadır.l



Yorumlar
En iyi yorumlar