İran ile ABD karşı karşıya; tanker savaşı yeniden mi tekrarlanıyor?
🔸İran ve ABD’nin tankerler ile savaş gemilerine yönelik yeni saldırıları, birçok İranlı için İran-Irak savaşının son yılları ile “tanker savaşı” adıyla anılan gerilimleri yeniden hatırlattı.
🔸ABD ordusu 5 Eylül’de, İran’daki Devrim Muhafızları Ordusu’nun (SEPAH) iki ABD savaş gemisine füze saldırısı düzenlemesinin ardından üç İran tankerini hedef aldı. Tahran’ın yanıtı çok uzun sürmedi ve SEPAH, üç tankerin ve ABD ile bağlantılı üç geminin hedef alındığını duyurdu.
🔸Birkaç gün sonra ABD, bu kez onluk bölgede olmak üzere beş İran tankerini daha hedef aldı; Tahran ise bu sefer bölgede yer alan on gemiye ve aynı anda Ürdün’deki bir ABD üssüne saldırdığını söyledi.
🔸13 Eylül’de de Kuşadası açıklarında, bir İran yük gemisi hedef alındı. İranlı yetkililer bir kişinin öldüğünü, dört kişinin yaralandığını açıkladı ve saldırının failini “terörist düşman” olarak nitelendirdi; ABD ise bu saldırı konusunda herhangi bir sorumluluk üstlenmedi.
🔸Birkaç gün arayla yaşanan bu gidiş gelişler, tankerleri yeniden İran ile ABD’nin karşı karşıya geldiği başlıca alanlardan birine dönüştürdü.
🔸Yaklaşık dört on yıl önce, İran-Irak savaşının son yıllarında, ticari gemilere saldırılar, başta Tahran-Bağdat savaşının bir parçasıyken, giderek ABD savaş gemilerinin bölgeye dönmesine yol açan bir krize dönüştü ve sonunda İran ile ABD arasındaki en ciddi deniz çatışmalarından birine yol açtı.
🔸İran’la bağlantılı deniz taşımacılığına yönelik saldırılar, İran-Irak savaşının ilk yıllarından itibaren başlamıştı; ancak 1984’ten, yani Şemsî 1363’ten itibaren saldırıların şiddeti belirgin şekilde arttı.
🔸Irak, İran’ın petrol gelirlerini sınırlamak için ülkenin limanlarına ve petrol tesislerine gidip gelen gemileri hedef alıyordu ve İran’ın en önemli petrol ihracat terminali olan Hark’a yönelik saldırılar da arttı. İran, buna karşılık özellikle Irak’ı destekleyen Arap ülkeleriyle bağlantılı gemilere, özellikle Kuveyt ve Suudi Arabistan’a yöneldi.
🔸George Washington Üniversitesi’nde siyaset bilimi öğretim görevlisi Muhammed Kaidi, o dönemde İran’ın izlediği mantığın, bugün Tahran’da görülen hesapla kayda değer bir benzerlik taşıdığına inanıyor.
🔸Bu konuda Radyo Farda’ya konuşan Kaidi, şunları söylüyor: “Şemsî 60’lı yıllarda İran, bu denklemi kurmak istiyordu: İran’ın petrol sanayisi Irak tarafından saldırıya uğrarsa ve petrol ihraç edemezse, özellikle de Irak’ı destekleyen Arap ülkeleri de petrol ihraç edemez ya da petrol ihracı bedelsiz olmaz.”
🔸Radyofarda’nın web sitesinde raporun tamamını okuyun.


Yorumlar
En iyi yorumlar