🔶 İran halkı iki ateş arasında; savaş kuralları ne diyor?
🔻 Atife Çahârmehalîler’den bir rapor
ABD’nin son saldırı dalgasında, İran’ın güney kıyıları bir kez daha, insanların katledildiği kanlı bir sahne haline geldi. 11 Şehrivar (1 Eylül 2026) Salı günü ABD, İran’ın güneyindeki Devrim Muhafızları’nın (SEPAH) mevzilerini hedef aldığını açıkladı.
Aynı zamanda Sîrîk’te, Bender Abbas’ta, Gîş’te, Cask’ta, Asaluye’de, Çabahar’da, Kenârk’ta ve Huzistan’ın bazı bölgelerinde patlamalara ilişkin haberler yayıldı.
ABD’nin Merkezî Komutanlığı (CENTCOM), ABD ordusunun sivilleri hedef almadığını söylerken, Sîrîk’teki Koheştak bölgesinde, içinde düğün töreninin sürdüğü bir konut binası ağır hasar gördü ve sivillerin öldürüldüğüne ve yaralandığına dair raporlar bildirildi.
Hürmüzgan Valiliği ve yerel yetkililer, aralarında bir çocuğun da bulunduğu en az dört kişinin öldüğünü ve onlarca kişinin yaralandığını bildirdi. Bunun iki gün öncesinde de Lârek adası ABD’nin saldırısının hedefi olmuştu.
Bu, İran’daki sivillerin bulunduğu bir yerin; bu çatışmalar sırasında yıkım ve sivil ölümleriyle ilişkilendirilmesinin ilk örneği değil.
İran’da askeri çatışmaların başlamasının üzerinden aylar geçmesine rağmen, birbirleriyle çelişen anlatıların ötesinde, savunmasız vatandaşların kanı hâlâ yerde akarken, insan haklarıyla ilgili en temel soruların bir kısmına dair somut bir yanıt verilmiş değil: Uluslararası hukuk, tarafların sivil kişilerin hayatı karşısında hangi yükümlülüklerini belirliyor? Bu savaşın ortasında kalan halkı korumak için her bir tarafın görevleri nelerdir?
Bu raporda, İran İnsan Hakları İzleme Örgütü’nde İran işleri kıdemli araştırmacısı Bâhar Sebâ ve hukukçu ile insan hakları araştırmacısı Mu’in Hazâilî, Deutsche Welle ile yaptıkları görüşmede bu soruları yanıtlıyor.
Bâhar Sebâ, savaşlarda sivil kişilerin ne olduğuna ilişkin olarak, ayrım ilkesine vurgu yaparak şunları söylüyor: “Savaş tarafları, askerî unsurlar ile sivil kişiler arasında ayrım yapmalı; sivil kişileri hedef almaktan ve ayrım gözetilemeyen ya da ölçüsüz saldırılardan kaçınmalı; sivillere verilen zararı azaltmak için mümkün olan tüm ihtiyati tedbirleri almalıdır. Ev, okul ve hastane gibi hedefler de esasen sivil niteliktedir ve korunma altındadır.”
Mu’in Hazâilî, hukukçu ve insan hakları araştırmacısı olarak da bu konuda ayrım ilkesine işaret ederek şunu söylüyor: “Cenevre Sözleşmeleri’nin I Numaralı Ek Protokolü uyarınca, taraflar askerî unsurlar ile sivillerin yanı sıra askerî ve sivil tesisler ile askerî ve sivil mallar arasında ayrım yapmakla yükümlüdür; bu nedenle sivillere ya da sivil tesislere ve sivil mallara doğrudan saldırı yasaktır.”


Yorumlar
En iyi yorumlar