İran’a mı yoksa Çin’e mi? İran halkının özgürlüğü ABD ve İsrail için ne kadar önemli?
ABD’nin basit bir formülü vardı: Paranı keserim, yönetimini baskı altına alırım ve sonunda geri adım atmaya mecbur kalırsın. Kağıt üzerinde her şey mantıklıydı; ama bir sorun vardı: Petrol yolunu buluyordu.
İslam Cumhuriyeti petrolü vardı, Venezuela da vardı ve Çin de onun alıcısıydı. Petrol gidiyor, para geri geliyordu—isimleri ve bayrakları değiştirilen gemilerle; her seferinde yaptırım dolanmalarının yeni bir yolunu bulan ön şirketler ve aracılarıyla. ABD bir yolu kapatıyordu, öbür taraf da bir başkasını açıyordu. Ve burada önemli bir şey oluyordu: para asla tamamen kesilmiyordu. Bu yönetimler için zengin olmak önemli değil; önemli olan hiçbir zaman parasız kalmamaları.
Böylece “yaptırımlar, baskı, gelirleri kesme ve davranışı değiştirme” formülü yavaş yavaş “yaptırımlar, baskı, Çin petrolü alıyor, para geri dönüyor ve hükümet ayakta kalıyor”a dönüştü. Hikâye de burada bitmiyordu. Düşmeyen her yönetim, bir sonraki yönetimin kurtuluş hattının parçası oluyordu. ABD her bir kapıyı kapattığında öteki taraf pencere arıyordu—ta ki sadece birkaç petrol anlaşmasıyla uğraşmaz hale gelene kadar: bir halka oluşmuştu.
Petrol bu döngünün kanıydı; para nabzıydı; güç ise kemik tutucusuydu. Bu üçü dönmeye devam ettiği sürece çark da dönüyordu.
Yaptırımlar silah olacaktı; ama petrol yine de yolunu bulabildiği sürece, yavaş yavaş bir rahatsızlığa dönüşüyordu. ABD diyordu ki: “Sattırmam.” Halka ise cevap veriyordu: “Kolayca satmana gerek yok; sadece hâlâ satabildiğim sürece yeter.” Bir sevkiyat burada, bir gemi orada, arada bir aracı, indirimli bir alıcı. Hepsi bu. Ülkeye milyarlarca dolar sokmaya bile gerek yoktu; yeter ki para akışı hiç sıfıra düşmesin.
ABD, bu halkayı kırmak için yaptırımların tek başına yetmediğini anladı; petrol rotasına doğrudan vurması gerekiyordu. Venezuela’yı bu devrenin dışına çıkardı ve şimdi İslam Cumhuriyeti’nin petrol rotasına yöneliyor. Bu sefer ABD, petrolün paraya, paranın da güce dönüştüğü yolu kesmek istiyor. Bu oyunu ABD için zorlaştırabilecek tek şey: petrolün fiyatı. Halka kırılacak; ama petrol fiyatları yükselirken, ABD’nin bu darbenin maliyetini kendisi üstlenmemesi gerekiyor.
Not: Bu analizle, ABD ile İran arasında bir savaşın olmadığı; bunun yerine ABD’nin hedefinin Çin’e doğru olduğu, ama dolaylı biçimde olduğu görülüyor. Bu yüzden de diyorum ki, İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesine yalnızca İsrail’in politikaları yol açacak; ayrıca hiçbir ülkenin bizim göze gönlünü bağlamış olması gerekmez, ama çıkarları bize bağlandıysa bu yeterli.



Yorumlar
En iyi yorumlar