🔶 Hürmüz Boğazı’nın ardından; Orta Doğu’daki bir sonraki kriz rotası nereye?
🔻 Atfe Çahar-Mahâlîyan’dan bir rapor
Fars Körfezi’ndeki saldırılar durdurulmuş olsa da kriz, diplomasi, caydırıcılık ve avuç içi bir sallantı gibi askeri saldırı arasında gidip gelen bir “tırmanış mı yoksa dizginleme mi?” ikilemiyle sürüyor.
Donald Trump, İran’la yeni bir müzakere turunun başladığını söylerken Tahran, ABD’yle doğrudan herhangi bir görüşmeyi reddediyor ve yalnızca Umman’la, Hürmüz Boğazı’ndan geçişin işleyişine ilişkin bir mekanizma konusunda istişareden söz ediyor. Öte yandan, Fars Haber Ajansı’nın bölge ülkelerinin enerji altyapılarına ilişkin bir liste yayımlamasının ardından Suudi Arabistan ve diğer bazı Arap ülkelerinin diplomatik hareketliliği arttı; çatışmaların genişlemesini önlemek için Muhammed bin Selman’ın Donald Trump’la yaptığı doğrudan görüşme yeniden, bölgedeki enerji güvenliği risklerinin önemini gündemin merkezine taşıdı.
Yayımlanan raporlara göre Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar, savaşın genişlemesinin bölgenin enerji güvenliği ve deniz taşımacılığı ticareti üzerindeki olası sonuçları konusunda endişe dile getirdi. Bu endişelerin odağında; rafineri ve enerji tesislerinin zarar görme ihtimali, petrol ve doğalgaz ihracatında aksama ve Hürmüz Boğazı’nın ile bölgedeki denizcilik rotalarının güvensizleşmesi yer alıyor. Bu haberlere dayanarak Riyad, Washington’la yaptığı görüşmelerde diplomasi sürecinin devam etmesine ve çatışmaların tırmandırılmamasına vurgu yapıyor; zira bin Selman’a göre savaşın genişlemesi ve enerji ihracat akışında yaşanacak her türlü kesinti, “bölgesel ve uluslararası ‘güvenliği ve istikrarı’” etkileyebilir.
Böyle bir ortamda şu soru dolaşıma giriyor: Müzakereler bir sonuca ulaşmazsa, Fars Körfezi’nin enerji altyapılarının güvenliği bu krizin başka bir odak noktası haline mi gelecek, yoksa bölge aktörlerinin savaşın ekonomik maliyetlerine dair ortak kaygısı, krizin kontrol altına alınmasında onları başarılı kılacak mı? Bu rapor, son birkaç günün gelişmelerini inceleyip iki uzmanla görüşerek; enerji güvenliğinin bu krizin yönetiminde giderek daha belirleyici bir rol oynayıp oynamadığını ve olası müzakere başarısızlığı bölgeyi hangi senaryoların beklediğini ele almayı amaçlıyor.


Yorumlar
En iyi yorumlar