🔶 Göçmenlerin göç karşıtı bir partiye katılması
🔻Mitra Şeca‘i’nin raporu
“Onları avlayacağız”; bu ünlü söz, Almanya için Alternatif (AfD) partisinin kurucularından Alexander Gauland’ın, AfD’nin ilk kez yüzde 13,4 oyla Alman parlamentosuna girmeyi başardığı 2017 yılında Almanya’daki parlamento seçimlerinin sonuçlarının açıklanmasından önce yaptığı konuşmada söylediği ifadeler arasında yer alıyor.
Her ne kadar bu söz görünüşte o dönemin Almanya Başbakanı Angela Merkel’i hedef almış gibi söylendiyse de birçok kişi bunu diğer demokratik partiler için bir tehdit olarak değerlendirdi.
Şimdi, bu cümle üzerinden 9 yıl geçti ve en azından Almanya’nın bir eyaletinde hayata geçti: AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde yüzde 43,8 oy alarak en güçlü parti oldu; Merkel’in partisi Hristiyan Demokratlar ise, Almanya’nın doğusundaki bu eyalette sandığa giden memnuniyetsiz ve öfkeli seçmenlerin oylarının yüzde 17,2’sini alabildi.
Almanya’nın diğer iki büyük partisi olan Sosyal Demokratlar ve Yeşiller ise her biri ancak yaklaşık yüzde 9 oy alabildi.
Almanya için Alternatif, Almanya’nın Anayasayı Koruma Dairesi (Almanya iç güvenlik kurumu) tarafından aşırı sağ bir akım olarak sınıflandırılıyor.
Bu kurumun Saksonya-Anhalt’taki eyalet şubesi de AfD’yi 2023’ten itibaren “kanıtlanmış aşırı sağ” kategorisinde değerlendiriyor.
Bu partinin birçok üst düzey üyesi, göçmenler, Müslümanlar ve bazı diğer azınlıklara karşı açık biçimde konuşmalar yaptı.
Örneğin bu partinin iki liderinden biri olan Alice Weidel’in 2018’de Alman parlamentosunda yaptığı konuşmada şunları söylediği aktarılıyor: “Peçe, başörtülü kızlar, yağlı direksiyonla yürüyen erkekler devletin geçim kaynağı olan asalaklar ve diğer beceriksizler; refahımızı, ekonomik büyümemizi ve özellikle de sosyal güvenlik sistemimizi garanti edecek değil.”
Partinin bir diğer eyalet lideri Björn Höcke de 2017 yılında, aşağılayıcı bir ifadeyle şunu dile getirdi: “Afrikalıların aşırı derecede kitlesel göçünü Avrupa’ya doğru gelmeden önce durdurmalıyız.”
Bunların yanı sıra bu parti, Alman siyaset kültürüne her türlü göçmenin kapısını çalabilecek bir terimi de soktu: remigration ya da tersine göç.
Almanya’nın Paderborn kentinde doğan ve kendisini İran-Alman olarak tanımlayan yazar ve gazeteci Daniel Spehari, AfD’nin “tersine göç” planını aynı zamanda “deport etme” olarak değerlendirdiğini söylüyor ve Deutsche Welle’ye şunları diyor: “Bunu kastettikleri şey sadece ‘suçlular’ değil; tüm göçmenleri kapsıyor. Onlar ‘saf Almanlar’ ile ‘göç geçmişi olan Almanlar’ arasında ayrım yapıyorlar; ikinci grup, onlara göre yalnızca ikinci sınıf Almanlar.”
📌 Farsça Deutsche Welle’nin web sitesinde raporun tam metnini okuyun.


Yorumlar
En iyi yorumlar