🔻 صداوسیما’da sansür ve Akbar Abdî’nin vefatı Tahran’daki gazetelerin birinci sayfalarında

Tahran’daki bazı bağımsız ve ılımlı gazeteler, bugünkü sayılarında yetkililerin sözlerinin sansürlenmesine ve صداوسیما’nın performansına yönelik eleştirileri öne çıkararak bunun, siyasi anlaşmazlıkların şiddetlenmesinin ve ulusal bütünlüğün zayıflamasının bir nedeni olduğunu belirtmişlerdir. Bu konunun yanı sıra, İran sinema ve televizyonunun tanınmış oyuncusu Akbar Abdî’nin vefatı da gazetelerin birinci sayfalarında geniş yer bulmuştur.

Bugünkü sayısında «اعتماد» gazetesi, iktidar yetkililerinin ve bazı makamların televizyon ekranlarında yaptığı sözlerin parçalanmasına (bölümlere ayrılmasına) ve صداوسیما’nın işleyişine ilişkin tepkileri incelemiştir. Gazete, عباس عراقچی’nin yaptığı açıklamayı öne çıkarmıştır: kendisinin söylediğine göre صداوسیما’nın davranışı «sadece medya akılcılığına aykırı değil, aynı zamanda yabancılar karşısında ulusal birlik için ölümcül bir darbe anlamına geliyor.» «اعتماد»’ın yazdığına göre, Hükümetin danışma/ bilgilendirme konseyi de «صداوسیما teşkilatının tek taraflı hareketlerinin ulusal güvenlik açısından telafisi mümkün olmayan sonuçları olabilir» diye uyarıda bulunmuştur.

«سازندگی» gazetesinin ilk haber raporunun yazarı عاطفه شمس de, صداوسیما’nın yöneticileri ve icracılarının «yalnızca belirli bir azınlıkla sınırlanıp kısıtlandığını» belirterek, devletin organlarındaki yetkililerin sözlerini sansürleyerek gerilimi körüklediğini ve siyasi anlaşmazmaları artırdığını; ayrıca savaş kışkırtıcılığı söylemini güçlendirerek bu kurumu onun ifadesiyle «aşırılıkçılığın karargâhı»na indirge(k) tirmişlerdir. Ona göre bu karargâh sanki görevi iç gerilimleri artırmak, savaş hevesliliğini tırmandırmak ve halk arasında korku ile umutsuzluğu yaymak olan bir yapıymış gibi davranmaktadır.

«شرق» gazetesi de bir haberde, son haftalarda Dördüncü/14. dönem hükümeti ile صداوسیما arasında yaşananların artık olağan bir fikir ayrılığı çerçevesine ya da sıradan bir medya eleştirisine sığmadığını yazmıştır. Gazeteye göre iki taraf arasındaki mesafe gün be gün derinleşmiş; bir yanda profesyonel olmayan ve taraflı bir performansı açığa çıkarırken, diğer yanda «ulusal» olması beklenen bir medyayı diplomasiye yönelik yıpratma/itibar zedeleme için bir kürsüye ve ulusal birliğin zayıflamasına dönüştürmüştür.