🔶 İran’ın güneyine saldırı ve deniz ablukası; İran mı ABD mi çıkmazda?
🔻Atıfe Çaharmahaliyan’dan bir rapor
İran ile ABD arasındaki askeri karşılaşmanın yeniden yoğunlaşmasıyla birlikte, İran’ın güneyi son günlerde füze saldırılarının ana hedefi hâline geldi.
Haberlere göre bu saldırılar; Hürmüz Boğazı çevresindeki deniz kıyısı savunma sistemlerini, askeri altyapıları ve Huzistan, Hürmüzgan, Bûşehr, Sistan ve Belucistan eyaletlerinin yanı sıra Tahran’daki hedefleri de vurdu.
Aynı anda ABD, İran’ın limanlarına yönelik bir deniz ablukasının uygulanmasını da gündemine aldı. ABD Merkezî Komutanlığı “SENTCOM” ise bunu, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin güvenliğini sağlamak ve deniz taşımacılığını korumak için yapılmış bir girişim olarak nitelendiriyor. Bununla birlikte Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nın kontrolünün ABD’nin elinde olması gerektiğini ve bu ülkenin geçiş yapan gemilerden ücret aldığını iddia etti.
ABD başkanı daha sonra, Hürmüz Boğazı’ndan geçen yükler için %20 oranında vergi uygulanmasına ilişkin ilk öneriden geri adım attı ve bu fikrin tamamen gündemden kaldırıldığını söyleyerek, bunun yerine Basra Körfezi bölgesindeki ülkelerle yapılacak ticari ve ekonomik anlaşmalarla programların değiştirileceğini bildirdi.
İran da saldırılara yanıt olarak; Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt’teki ABD üslerini hedef aldı ve Hürmüz Boğazı’na yapılacak her türlü daha fazla müdahalenin askeri bir karşılıkla sonuçlanacağını uyardı.
İslam Cumhuriyeti Ordusu sözcüsü de, “ABD’nin bölgede yapacağı müdahaleler boşa çıkar” vurgusuyla, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki kontrol ve egemenliği konusundaki vurgusundan geri adım atmayacağını ve ABD’nin eylemlerine karşı koymaya devam edeceğini açıkladı. Bu gelişmeler olurken, Basra Körfezi’nin kıyısındaki Arap ülkeleri şimdiye kadar bu hesaplaşmaya doğrudan girmemeyi tercih etti.
Şimdi bu yaşananlar, gözlemciler önünde önemli sorular ortaya çıkarıyor: İran’ın güneyi neden ABD saldırılarının odağı hâline geldi?
Deniz ablukasının sürmesinin İran ekonomisi için ne gibi sonuçları olacak ve bedelini daha çok hangi taraf ödeyecek?
Ve nihayetinde bu kriz müzakerelere mi varacak, yoksa Hürmüz Boğazı üzerindeki rekabeti yeni bir aşamaya mı taşıyacak?
Kuzey Sorbonne Üniversitesi’nde öğretim görevlisi ve ekonomist olan Mehrdad Vahabi, Deutsche Welle Farsça ile yaptığı görüşmede bu sorulara yanıt verdi.
Kuzey Sorbonne Üniversitesi’nde araştırmacı ve öğretim görevlisi olan Mehrdad Vahabi’nin “Üçüncü Körfez Savaşı” teorisi, yani “Enfal”in son aylarda dikkat çektiğini belirten bu isim, ABD’nin mevcut yaklaşımının, iç siyasî ve ekonomik baskıların etkisi altında olduğunu düşünüyor.
Ona göre petrol fiyatlarının artmasından kaynaklanacak kaygılar, savaşın ABD ekonomisine etkileri, ara seçimler ve Trump’ın toplumsal tabanının bir bölümünün savaşa karşı çıkması, Washington’u bir ateşkesin kabul edilmesine yöneltti. Ancak anlaşma şartlarına ilişkin iç eleştiriler, onu yeniden askeri baskıyı artırmaya doğru itti.
İran meseleleri analisti şöyle açıklıyor: “Güney İran’a yönelik saldırıların odağa alınması, deniz ablukasının yoğunlaştırılması ve davranışın değişmesi umuduyla İslam Cumhuriyeti’ne yönelik ekonomik baskının artırılmasının ön hazırlığı. Her ne kadar Trump, rejim değişikliği tehdidini de bir seçenek olarak ufukta tutmaya çalışsa da.”
Bu stratejiyi net bir hedeften yoksun olduğu için, planın yokluğundan doğan baş dönmeleri/şaşkınlıklarla sonuçlanan bir durum olarak görüyor ve şunu söylüyor: “Bugün gördüğümüz şey, her şeyden önce ABD’nin Üçüncü Körfez Savaşı’ndan çıkmak için net bir stratejisinin bulunmadığını gösteriyor.”
Vahabi, mevcut saldırıların odağı olarak güney İran’ın seçilmesinin nedenini de bu bölgenin ülkenin dış ticaretindeki stratejik konumuna bağlıyor. Şöyle diyor: “Özellikle temel mallarda olmak üzere ithalatın büyük bölümü ve ihracatın da büyük bir payı güney limanlar üzerinden yapılıyor. İslam Cumhuriyeti’nin kuzey limanları ve ticaret koridorlarını geliştirerek bu bağımlılığı azaltma çabası, güney limanların yerini tutamadı.”
İmam Humeyni Limanı’nı, “İran’ın gıda güvenliği ve lojistiğinin ana merkezi” olarak nitelendiren Vahabi, ülke ekonomisi açısından güney limanlarını “kiritik bir kriz/arıza noktası” olarak işaret ediyor ve ekliyor: “Bir ağın büyük bir kısmı birkaç düğüme bağlı olduğunda, aynı düğümlerde meydana gelen bir aksaklık tüm ağı aksatabilir.”
Bu saldırıların amacının yalnızca askeri olmadığını; “İran’ın dış ticaretinin ana damarına ve İran’ın temel mallarının tedarik zincirine baskı kurmak” olduğunu vurgulayarak şunu açıklıyor: “Hürmüz Boğazı’nı tamamen kontrol etmek kolay değil; çünkü İHA’lar, deniz mayınları ve füzeler de dâhil olmak üzere asimetrik kabiliyetlere dayanarak İran, deniz trafiğini görece düşük bir maliyetle aksatmaya hâlâ muktedir.”
Raporun tam metnini Deutsche Welle Farsça’nın web sitesinden okuyun.


Commentaires
Meilleurs commentaires